1. Ruhumun anahtarlarını neden başkasının cebine koydum? Üstelik o, cebinde beni tanımlayan her şeyi taşıdığından bihaber. O kendi hayatını tüm olağanlığıyla yaşıyor. Benimse nefes alıp vermem onun rastgele adımlarına bağlı.
  2. O kim? Aslında iki varlık var ortada: Objem var, ve Zihnimdeki Objem var. Biri dışarıda kendi halinde yaşar; hatalarıyla malul, ölümü kesin, herhangi bir insan. Diğeri ise, objemin kristalize olmuş hali. Beşeri tüm kusurlarından soyutlanmış, yaşlanmayan, ölmeyen, olabilecek en sıra dışı kişi. Zihnimin tahtında oturan, beni tamamlamak için gelmiş bir kurtarıcı.
  3. İnsan zihninde iç kalesini oluşturabilen bir varlıktır, böylece dış olaylardan korunabilir. Ben ve Zihnimdeki Objem, iç kalemi yıktık. “Kalene gerek yok” diyordu Kristalim, “Gel benim kollarıma, bana tap, savunmasız kal ki birleşelim.” Bugün ise açıkta kalmışım, ızdıraptayım, Objemin kalesinin kapısında kıvranıyorum.
  4. Hangi puta taparsan tap kötüdür. Ben neye tapıyorum?
  5. Zihnimdeki Objem benim en büyük putum: Aynı putlar gibi, kendisine atfettiğim tanrısal özelliklerin zerresine sahip değil, ve aynı kendi yaptığı putlara tapanlar gibi, ben de kendi zihnimin ürününe tapıyorum. Peki bu ayinim, bana neden büyük bir acı veriyor, beni perişan ediyor?
  6. Puta tapınmanın ızdırabı, puttan ilgi ve yardım beklediğin halde putun dilsizliğinden, yakarışlara cevap veremeyişinden gelir. Her bilgenin uyardığı tuzağa işte böyle düştüm: Mutluluğumu, kendi irademin tamamen dışında bir zihne emanet ettim. Böylece acının kaçınılmaz mahkumu oldum. Sadece bu da değil, ben öyleyim ki, o zihin istediğimi yapsa da dinginliğe ulaşamayacağım. Çünkü ben sınırsızı arzuluyorum. Beni sevse, bu sefer de ‘neden daha çok sevmiyor’ diyeceğim. Her isteğim gerçekleşse, erişilemez ilan ettiğime eriştiğim an saplantımın büyüsü bozulacak ve yine tatmin olmayacağım.
  7. Ben saplantıdayım, ve saplantı doğası gereği yetinmemektir. Ne acı, biliyorum ama yaşayamıyorum: Fakir olan az şeye sahip olan değil, çok şeyi arzulayandır.
  8. O Kristalin zihnimdeki mutlak tahtına tezat olarak, ben de Objemin zihninde bir taht kurmak emelindeymişim. Zihnindeki hiyerarşide “en tepede” olmak. Arkadaşım demesi yetmiyor. Yetemez, arkadaşlık şunda da olan, sıradan bir rütbe. Sevmesi de kafi değil, onun için en özel olmam lazım. Genelde masum görürler saplantıyı, hatta “büyük aşk” deyip kutsarlar, ama bakıldığında gizli bir narsist değil miyim, öyle ki Objemin zihnini işgal etmek istiyorum?
  9. Ben sevmek değil, işgal peşindeyim. Gerçi buna bile muktedir değilim; ben objemin zihninde taht kurmak istiyorum, Zihnimdeki Objemin tahtı her gün beni ezerken.
  10. Neyin kölesi olursan ol kötüdür. Ben neyin kölesiyim?
  11. Objemin olamaz, bu trajedide onun sadece ismi geçiyor. Ben saplantımın kölesiyim. İnsanın saplantısının kölesi olması, tiranların kölesi olması kadar aşağılayıcı gözükmüyor mu? Ne acı; bende yaşayan, bensiz bir varlığı olmayan putum celladım olmuş!
  12. Bu halim ortadayken, yaşadığım şeye hâlâ “sevgi” deyip onu kutsayacak biri çıkabilir mi?
  13. Gerçek sevgide taraflar birleşir ama iki kalmayı başarır, kendi biricikliklerini korurlar. Ben ise erimeyi, sınırların silinmesini, Objemin bende kaybolmasını arzuluyorum. Ne sevmesi, onun yok olmasını istiyorum! Sevdiğinin kendi doğasına uygun şekilde büyümesine ve biricikliğine hayranlık duyar gerçek sevgili. Seven, sevdiğinin özgürlüğünü ister ve onun özgürlüğüne zarar gelmediğinden emin olur, ben ise onun bana mahkum olmasını istiyorum. Benimkisi sevgi değil, safi bir ilhak arzusu.
  14. Sevgi almayı değil, vermeyi buyurur; oysa ben sonuna kadar almak, sınırsızca tüketmek peşindeyim. Gerçek sevgili “Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum,” der. Ben ise sadece buyum: “Seni seviyorum çünkü sana ihtiyacım var.” Ben gerçekten sevmiyorum, sadece muhtacım.
  15. Sevgi, karşındakini tüm gerçekliğiyle görmeyi gerektirir. Ben gerçeklikteki birini sevmiyorum ki! Sözde sevgilim ortada yoksa, kim benimkinin sevgi olduğunu iddia edebilir? Ben gerçekten sevmiyorum, ben sadece gerçekliği reddediyorum.
  16. Zihnimdeki putu yalnız ben, gerçeklik hakkındaki inançlarımı doğrultarak devirebilirim. Kendime söz veriyorum: Zihnimdeki putu gerçeklikle yıkacağım. Onu etten ve kemikten, ölümlü ve noksan biri gibi görmeye cüret edeceğim. Bu kutsallıktan arındırma işlemi canımı çok yakacak, çünkü dışarıda bir “kurtarıcı”m olmadığını kabul etmiş olacağım. Yıktığımız kalemi geri inşa edeceğim, artık bir dilenci gibi içeri alınmayı beklemek yok; ben kendi ruhumun hükümdarı olacağım!
  17. Objem ve Zihnimdeki Objem… Sizi azat ediyorum. Ve sizin gitmenizle ben de sizden azat oluyorum. Ben hür olacağım. Ancak hür olanlar gerçekten sevebilir.