İnsanların çok zeki canlılar olduğunu söyledim. Ancak, onların davranışları o kadar da komplike değildir. Aslında insanlar çoğu konuda bir hayvan gibi, bazı konularda da zeki bir hayvan gibi çalışır. Günlük hayatta yaptığımız davranışların çoğu basit algoritmalara dayanır ve dışarıdan bakıldığında gerçekten de hayvansı görünür.
Bu davranış stillerinin farkında olmak, gerektiğinde bunlardan kaçınmayı öğrenmek çok önemlidir.
Biraz örnek verelim.
- İnsanların cinsel arzuları peşinde ne kadar uç noktalara gidebildikleri, bunu hayattaki en önemli şeylerden görmeleri
- Bir kadının yanındayken güçlü gözükmek, onun ilgisini çekmeye çalışmak
- İnsanların kendi menfaatleri için söyledikleri yalanlar, sergiledikleri davranışlar. Örneğin kişinin bir olaydan sonra, kafasında kendinin haklı olduğunu ortaya koyan bir senaryo kurmaya girişmesi, çoğu zaman etrafındaki insanlara olayları kendi haklı olacak şekilde anlatması. Etrafındaki insanların ise, kendisini ona karşı “iyi” göstermek için onu haklı olduğuna ikna etmesi, kışkırtması.
- Eleştiri kaldıramaması. Eleştiriyi düşünerek, onu geliştirecek yargıları kendileri eklemek yerine, anında savunma cümleleri kurmaları. Tersine, insanların kendilerini haksızca eleştirmesi ve eleştirirken çoğu zaman haksızca davanması. Burada sorunun başkalarının gözünde küçük görünmemek olduğu kesin :) Hatta buna bir analoji olarak, misafir geldiğinde annemlerin evi tertemiz yapmaları, misafir olmadığında ise çok da umursamamaları örnek verilebilir.
- İnsanların başarısız olma riski taşıyan, başarısızlık durumunda egosunun zedelenmesine veya başkalarının gözündeki değerlerinin düşmesine sebep olacak bir olaya girişmekten kaçınmaları
İnsanların çoğu ziyandadır, gençliğin çoğu daha ziyandadır.
İnsanların çoğu ne yaptığını, ne yaşadığını bilmiyor. Hayatı çevresindekilerden ibaret, açık düşünemiyor. Günü gününe yaşıyor. Kendisine haz verdiğini tespit ettiği üç beş şey için kıvranıp duruyor. Duygularına hakim olamıyor, onları gerçekten yaşayamıyor. Kendisini savunmayı, namusunu korumayı çok seviyor. Haz dünyasında yaşadığını sanıyor. “Bir gün şuna sahip olursam elbet ki mutlu olurum” diyor. Şu anda mutluluğa sahip olmayışını, dış koşullara bağlıyor.
İşte böyle bir ortamda, bunları yazabildiğine göre, Emin bu durumun farkında. İnsanların çoğunluğunun yaşam biçiminin yanlış olduğunu biliyor. Ancak bunlara rağmen, biz de bazen bu çoğunluğun düşünce biçimlerine düşebiliyoruz. Duygularımızı yanlış kontrol ediyoruz, nefsimize yenik düşüyoruz, yakın hazlar için uzak edinimleri reddediyoruz. Bu durumda daha dikkatli olmamız gerekiyor. Böyle bir yenilgiyle karşılaştığımızda, aklımıza insanların çoğunluğunun bu hataya düşüp zarar aldığını getirelim. İnsanların çoğu ziyandadır. Geniş kesimler için doğru olan şeylerin senin için doğru olmayabileceğini kabul et. Gençlerin çoğu daha ziyanda. Gençlik dönemleri, insanların en enerji dolu, sağlıklı ve zihinli olduğu dönem. Ancak… Hiç de öyle değil! Gençliğin verdiği tecrübesizlik, bilinçsizlik, umursamazlık, ailelerin çoçuklarını yıllarca baskı makinesinden geçirmesinden sonra, çocuğun kendini “özgürleştirme” çabası, yanlış eğitim sistemi ve daha nicesi gençlerimizi karanlığa fırlatıyor adeta. Deha örneği olması gereken gençler kendine dahi bakamıyor. Bunun suçlusu bu gençleri bu hale getirenler elbet. Sorumlusu ise gençlerin kendileri. Hayatının kontrolünde olmayan gençlerin tarihin herhangi bir döneminde şansı yoktu. Bu dönemde ise, hiç yok.
Örneğin mastürbasyona bakalım. Mastürbasyon, cinselliğin başlarında olan deneyimsiz gençlerin başına bela olmuş iştir. Evli bir insanın mastürbasyon yapması ne iğrenç değil mi? Ya da 30 yaşında birinin. Şimdi de 17 yaşında birinin.
Genel deneyimim olarak, genç olmayan insanların daha kaliteli olduğunu görüyorum. Bu sebeple gençlere karşı biraz ön yargılıyım. Ha, kaliteli bir genç görürsem de resmen aşık oluyorum, o da ayrı. Kısacası, gençliğin verdiği yavanlığın sonucu olan bu dertten kurtulmalıyız. Çevremize gençlerin gücünü göstermeli, örnek olmalıyız.